Ailem Güvende operasyonlArı ile birlikte Türkiye’de gazetecilerin hesapları sansürlenirken LGBTİ+ derneklerinin yöneticileri gözaltına alınıp tutuklandı.
Öte yandan Kaos GL gibi sitelere haber yapan gazeteciler de hedefe alındı. Onlardn biri de gazeteci Tuğba Tekerek.
Tekerek Kaos GL’ye hazırladığı bir haber nedeniyle tutuklanıp Sincan Cezaevi’ne gönderildi.
Yemeklerin plastik çamaşır leğenlerinde dağıtıldığını söyleyen Tekerek, tutuklanmasına da tepki gösterdi:
“Ortada hiçbir delil, teknik rapor, en ufak bir dayanak yokken beni tutukladılar. Vicdanlarının sesini nasıl susturabiliyorlar?”
Tekerek, operasyon kapsamında Kaos GL’nin yönetim ve denetim kurullarında görev yapan yedi asil üyeyle birlikte tutuklandı. Tutuklama kararında “Dernekler Kanunu’na muhalefet”, “müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek” ve “çocuğun görebileceği yerlerde müstehcenlik” suçlamaları yer aldı.
Dernekle kurumsal bağı bulunmadığını söyleyen Tekerek, Kaos GL’nin Instagram hesabının sorumlusu olmakla suçlandığını, ancak buna ilişkin herhangi bir teknik delil bulunmadığını savunuyor.
TUVALET ÖNÜNDE YATTIM
Avukatı aracılığıyla DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Tekerek, cezaevindeki kalabalığı ve yatma koşullarını şöyle anlattı:
“Bir insanı özgürlüğünden, sevdiklerinden, kurmuş olduğu yaşamdan koparmak çok ağır bir ceza. Ancak belli ki Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde bu ceza yetmiyor. Kaldığım adli koğuşta insanı sefil bir yaşama ve onur kırıcı muameleye maruz bırakıyorlar.
Bir avlunun etrafındaki iki katlı yapıda 12 odada toplam 43 kişi kalıyoruz. Odalar iki kişilik ama üç dört kişi kalıyoruz. Yere yatak koyunca odada adım atacak yer kalmıyor. Ben önce tuvalet önünde yattım. Şimdi yatağımın boydan yarısını ranzanın altına uzatıyoruz. Gece bacaklarımı ranzanın altındaki 10 cm’lik alanda döndürmeye çalışıyorum.”
ÇAMAŞIR LEĞENİNDEN YEMEK DAĞITIMI
Cezaevinde kendisini en çok rahatsız eden uygulamalardan birinin yemek servisi olduğunu söyleyen Tekerek, yemeklerin plastik çamaşır leğenlerinden dağıtıldığını anlattı:
“En çok rahatsız eden şeylerden birisi yemeği çamaşır leğeninden almak. Evet bildiğiniz plastik çamaşır leğeni! Çorba da bezelye de o leğene konuyor, koğuşta kalanlara o leğenden dağıtılıyor. Biraz yağlı olmakla birlikte yemekler iyi, çeşitli, protein miktarı yüksek. Ama en lezzetli yemek bile plastik leğenden servis edilince nasıl olur, siz düşünün…”
Tekerek, tuvaletin önünde uyumak zorunda kaldığı günleri de unutamadığını söyledi:
“Gece tuvalet önünde yatarken, kapı açılınca gelen tuvalet kokusu. Uykumun arasında aldığım o kokuyu galiba uzun yıllar unutmayacağım.”
ÇORAPLARIM PEMBE DİYE MEMUR “ÇOK SEKSİ” DİYEBİLİYOR
Tekerek, cezaevinde kendisini en fazla yıpratan konulardan birinin infaz koruma memurlarının tutumu olduğunu belirtti:
“Sürekli emir kipiyle konuşuyorlar: ‘Şuraya gel’, ‘Tek sıra yürü!’, ‘Çorabını çıkar!’… İstisnalar var, kimisi bunları daha az sert söylüyor, kimisinin tavrı daha insancıl. Ancak çoğunun sözleri hızla azara dönebiliyor, onlar için dalga konusu da olabiliyorsunuz.”
Tekerek, yaşadığı bir olayı da şöyle aktardı:
“Örneğin bir infaz memuru pembe çoraplarım için ‘çok seksi’ diyebiliyor. Ben cevap vermiyorum, o tekrar ettikçe ediyor. Kırk kadın sabah sayımı için kapıdan avluya girerken infaz memuru onları
VİCDANLARI YOK MU?
Gazeteci olarak daha önce pek çok hak ihlalini haberleştirdiğini söyleyen Tekerek, bu kez kendisinin benzer bir durumla karşı karşıya kaldığını anlattı:
“Gazeteci olarak, yaptığım haberler vesilesiyle insanın karanlık yüzünün etrafında epeyce dolanmıştım. Ancak o karanlık yüze hiç bu kadar maruz kalmamıştım. Şimdi onların elindeyim, hayatımın en az birkaç ayı tamamen onlara bağlı.”
DEM Parti ve Yeni Parti milletvekillerinin de kendisini yalnız bırakmadığını söyleyen Tekerek, yaklaşan tutukluluk incelemesini beklediğini anlattı:
“Önümüzdeki günlerde, ayda bir yapılan tutukluluk incelemesi gerçekleşecek. Yine mi görmeyecekler, duymayacaklar? Yoksa bu kez farklı olacak mı? Merak ediyorum…”